Davulcu ıslıkları

20 Mayıs 2010, 23:59

 Yavrulayan inek, koyun, keçi, manda ve topraktan yetişen buğday, çavdar, pamuk, pancar, patates v.s...
Kışlık ve yazlık sebzelerle meyveler...
* * *
Bir de toprağın altında madenler var; kömür, linyit, demir, bakır, bor, altın, gümüş, elmas v.s...
* * *
Osmanlı padişahlarıyla sadrazamları ve kapıkulları; ne “hayvancılık”ın sağladığı getiriden haberliydiler, ne toprağın üstünde yetişen “ürünler”in getirisinden, ne de toprağın altından çıkarılan “madenler”in getirisinden...
* * *
Hangi tür üretimlerin getirisi daha kârlıydı ve daha da kârlı hale getirebilmek için neler yapmak gerekirdi?
* * *
Sivil-asker siyasetçi nutuklarında da, sivil-asker bürokratların demeçlerinde de; kabasından bir övünme dışında, ekonominin kılcal damarlarıyla; o alanlardan geçimini sağlayan milyonlarca insanın durumu, asla ön plana çıkarılmamıştır.
* * *
Zonguldak’taki bir maden ocağında patlayan bir grizu sonucu, toprağın 540 m derinliğinde mahsur kalan ve artık hayatlarından umut da kesilen 30 maden işçisi...
* * *
Bendenizin dayım Cemal Kıpçak, bir maden mühendisiydi. Kendisi Zonguldak’ta görevli olduğu dönemlerde, birkaç kez inmiştim maden kuyularına.
* * *
Toprağın yüzlerce metre altındaki maden tünellerine inerek, oralarda nasıl çalışıldığını görmeden; Türkiye’de “çağdaşlık” ibresinin nerde durduğunu anlama olanağı yoktur.
* * *
Tünellerin açılması, açılan tünellerin çökmemesi için maden direkleriyle pekiştirilmesi ve henüz yeterince açılmadığı için gitgide daralan ve yüksekliği 50 cm’ye kadar alçalan tüneller...
* * *
Sürüne sürüne oralara kadar gittiğim de olmuştu.
Sular içinde boylu boyunca yanlamasına yere yatmış bir maden işçisi, elindeki kazmayla kömür kesiyordu.
* * *
Gün günden kentlerde yaygınlaşan fuarlarda, doğrusu isterdim bir maden kuyusunun içinin de; “bire bir boyutunda” şöyle azıcık yansıtılmasını...
* * *
Emile Zola, maden işçilerinin hayatını ve ilk grevleri nasıl başlattıklarını anlatan romanı “Germinal”i, 1885’te yazmıştı.
* * *
1885’de Osmanlı tahtında, 34’üncü Padişah Sultan 2’nci Abdülhamit oturuyordu.
Kimsenin ne madenlerden haberi vardı, ne de maden işçilerinden.
* * *
Oysa ABD’de raylı trenin icadına da, madenlerden çıkarılan kömürlerin kolayca taşınması amacı neden olmuştu.
* * *
Köylülerin gövdesel gücünü kullanma yerine, kaynatılan su buharının gücünü devreye sokma fikri; 18’inci yüzyılın başında Fransa’da filizlenmiş ve deneylere de girişilmişti.
* * *
Su buharının gücünü kullanabilmek için, suyu kaynatmaya; suyu kaynatmak için de kömüre gereksinme vardı.
* * *
Özellikle 19’uncu yüzyılda kömür madenleriyle, maden işçileri; toplumsal yaşamın değişik rüzgârlarla dalgalanan bir bayrağı durumuna geldiler.
* * *
Türkiye’de ise Turgut Özal dönemine kadar; maden işçilerinin durumundan söz etmek de suçtu, madenlerin durumundan da; madenlerin zamanında değiştirilmediği için, göçüklere neden olan maden direklerinden de...
* * *
“Atalarımızın kanıyla sulanmış olan bu topraklar...” nutukları ise; “Bütçeler”in nasıl kullanıldığını da şeffaflaştırmıyordu, “hayvancılık”ın getirisiyle, “tarım ürünlerinin” getirisinin nasıl arttırılabileceğini ve “madenlerin” nasıl bir güvenceye muhtaç olduğunu da açıklamıyordu.
* * *
Dünkü Milliyet’in sürmanşetinde kare içine alınmış bir de not vardı:
“Türkiye’deki maden işçilerinin kazalarda ölüm oranı, Avrupa ortalamasının yaklaşık 4.5 katı”
* * *
Türkiye’nin dış dünyada ağırlığının arttığı ve evrensel baskülde yeni kilolarla şişmanlamakta olduğu iddia ediliyordu ama; Türkiye’nin içinde de bir yandan sıcak çatışmalar sürerken, bir yandan da tüm taşra, İstanbul’a doğru akmayı sürdürüyordu.
* * *
Vaktiyle Enver Paşa da, Orta Asya İmparatoru olmaya taktırmıştı aklını; kız kardeşi tanıdıklarından parasal yardımlar rica ede ede yitirdi hayatını.
* * *
“Şeffaflık” açısından dünya sıralamasında Türkiye, 56’ncı basamakta; vatandaşların “yaşam kalitesi” açısından da 79’uncu sırada...
Ya “kadın hakları” açısından?
Sondan 7’nci...
* * *
400 yıl önce Pir Sultan Abdal şöyle diyordu:
Abdal Pir Sultan’ım bu nasıl haldır
Yiğidi meydana getiren maldır
Fukaranın yüzü bir soğuk göldür
Soyunup da ona kimse dalmıyor
* * *
Bugün Zonguldak’taki bir kömür madeninde bir grizu patlaması sonucu, toprağın 540 m altında hayata veda eden 30 maden işçisi de; Pir Sultan Abdal’ın şiirine yeni bir kıta eklemede...
* * *
Eski bir Rumeli deyimi vardır:
- Ağızda pilav pişse, benden Tuna kadar yağ, derler.
* * *
Ağızda pilav pişirme, lafla peynir gemisi yürütme, havanda su dövme alışkanlıkları da, elbet bir gün bitecek.
* * *
Ama kim bilir ne zaman?

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Linkler
    Ekonomi Finans
    Arşiv