Hem minareyi çalanın kılıfı, hem çuvala sığmayan mızrak...

01 Eylül 2010, 18:12

Eh işte, gerek siyasal haberler açısından, gerek bireysel yaşamlar açısından, kaynar sularla dolu iğneli bir fıçıda çalkalanıp durmaya benzeyen “yaz ayları”ndan sonra, nihayet eylül de geldi.
* * *
Meteoroloji uzmanlarının bildirdiğine göre, yağmur bulutları da Balkanlar’ın üstünden Trakya’ya doğru yola çıkmış.
Bugün hava sıcaklığı, İstanbul’da da 10 derece birden düşecekmiş.
* * *
Siyasal kampanya kutuplaşmaları, sürekli artan trafik kazaları, hızını bir türlü yitirmeyen iç göçler ve çeyrek yüzyılı aşkın sıcak çatışmalarla; sade “Ankara tablosu”nun değil, mevsimlerin de çivisi çıkmış durumda.
* * *
“Burjuva enternasyonalizmi”nin TV ekranlarını kaplayan arabalardan, cep telefonları ile yatak odası takımlarına kadar, çeşit çeşit küresel reklamları; nasıl umursamıyorsa nerelerde neyin çivisi çıktığını; bizim “sükse hayatlar” sektörü de, öyle umursamamakta...
* * *
Ekranlarda, Antalya’daki orman yangınlarının Isparta’ya da atlamasıyla, döküntü köy evlerinin sıram sıram nasıl bir felakete uğradığını gördükten sonra; sıra reklamlara geldiğinde, tüller içinde gencecik güzel bir kadının lüks bir yatakta uzanmış nasıl yattığı görüntüsü...
* * *
Ulema da yorumlaya dursun, başörtüsünün ucundan azıcık saç görünürse, günah sayılır mı, sayılmaz mı olduğunu...
* * *
Eylülün ilk gününde, “çıkmış çiviler antoloji”sine, çok taze yeni katkıları da bir yana bırakalım ve Dr. Ercan Alpagut’un bir arkadaşından dinleyip anlattığı fıkraya takılalım.
* * *
Bir Kızılderili aşiretinin reisi, peklik çekiyormuş, dışarı çıkamıyormuş.
* * *
Reisin adamlarından biri, kasabaya inip bir eczaneden pekliğe karşı ilaç almak zorunda kalmış:
-Reis var bok yok, bir ilaç bok için...
* * *
Eczacı, bir müshil ilacı vermiş kabileden gelen Kızılderiliye.
* * *
Aradan birkaç gün geçmiş, aynı Kızılderili tekrar gelmiş eczaneye:
-Reis var bok yok, başka ilaç bok için.
* * *
Eczacı çok daha güçlü bir müshil vermiş bu kez.
* * *
Bir hafta sonra da, kasaba pazarına inen Kızılderiliyle karşılaşmış eczacı:
-Reis nasıl, diye sormuş.
Kızılderilinin yanıtı:
-Bok var, Reis yok...
* * *
Pazar günü, 2 ayı aşkın bir süredir karşılaşmadığımız torunum Sanem ile eşi İbrahim ve 3 yaşını henüz bitirmiş olan torunumun yavrusu, Leyla ile buluştuk...
* * *
Leyla’cık bir dillenmiş bir dillenmiş...
Kendisinin Pamuk Prenses olduğunu söylüyor, 7 cüceleri anlatıyor ve minicik koluyla yüzünü kapatıp utangaç bir nazlanmadan sonra da, “büyük dede”ye hem öpücük veriyor, hem de “büyük dede”nin yanaklarından öpüyor.
* * *
Leyla’cığın koşuşturmalarına, çıtır pıtır konuşmalarına ve torunum annesinin, kendisine “öyle yapma, şöyle yapma” dedikçe; “neden” diye sormalarına bakarken, o kadar değişik duygusal dereler aktı ki yüreğimden...
* * *
4’üne henüz basmış Leyla’cık ve bendeniz...
Gönül ister mi Leyla’cığın da ilk gençliğinin, git gide artacak çalkantılı bir döneme rastlamasını?
* * *
Neden böyle bir kaygı var içimde?
Nasıl olmasın ki, henüz daha Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri”; tıpkı 14. Louis gibi:
-Devlet benim, demeye getiriyorlar.
* * *
Ve ne “devlet”in, ne “hükümet”in tanımlamaları ile; ne “yasama meclisi” nin, ne “merkezi yönetimle belediyelerin yetkileri” arasındaki farkları biliyorlar.
* * *
Tıpkı son 80 yılda, resmi bayram törenlerinde kaç milyar dolar harcanmış olduğunu da bilmedikleri gibi...
* * *
Leyla’cık nasıl da öpüyordu yanaklarımdan...
* * *
O da bilmeyecekti daha önce de neler yaşandığını ve -vazgeçtik büyük dedeyi- kadın yazarların da neler yazmış ve neler yaşamış olduğunu.
* * *
Mebrure Sami’ler, Muazzez Tahsin’ler, Mükerrem Kamil’ler, Sabiha Sertel’ler, Cahit Uçuk’lar, Suat Derviş’ler, Neriman Hikmet’ler, Nezihe Meriç’ler...
* * *
O kuşaktan kala kala bir Peride Celal ile bir de Müzeher Va-Nu kaldı...
* * *
Köy bile olamamış 40 bin mezranın haberi mi var, kimlerin neler yazmış olduğundan?
Ya siyasetçi -bürokrat, “mevki sahipleri”nin haberi var mı?
* * *
“Burjuva enternasyonalizmi”nin sarmalı ile “silah pazarlamacılığı” çatışmada...
“Köylü ağırlıklı” toplumlar ise; her ikisi arasında çalkantılı kutuplaşmalara uğramakta...
* * *
Leyla 30 yaşına geldiğinde, Başbakan Tayyip Bey de bendenizin yaşına gelmiş olacak; kim bilir daha neler yaşanacak 20-25 yıl içinde...
* * *
Kızılderili ne demiş:
-Bok var, reis yok...
* * *
Şimdiye dek, hep de öyle olmadı mı?
Resmi törenler çok, gelmiş geçmiş yaratıcı kalemleri bilenler yok... 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Linkler
    Ekonomi Finans
    Arşiv