Politika kazanları, içlerinde haşlar durur onları kaynatanları...

27 Mayıs 2010, 11:09

 Karnı burnunda gencecik bir kadın, nihayet doğurmuş ilk bebeğini.  Ancak doktorlar da, hemşireler de; bir türlü göstermek istemiyorlarmış bebeği annesine.
* * *
Genç anne yalvar yakar oluyormuş doktorlara da, hemşirelere de:
- Nolur getirin, göreyim bebeğimi.
Doktorlar da, sağlık personeli de:
- Hiç görmeseniz daha iyi olur, diyorlarmış; ısrar etmeyin, biz sizin üzülmenizi istemiyoruz.
* * *
Kadın dayattıkça dayatmış:
- O benim bebeğim, mutlaka görmek istiyorum bebeğimi.
* * *
Nihayet doktorlardan biri, koskocaman bir kulaktan ibaret, ufacık bir et parçası getirmiş kadına:
- İşte bebeğiniz, demiş; maalesef bir “ucube” olarak geldi dünyaya, görünce istemedik üzülmenizi.
* * *
Kadın, avuçlarının içine almış koskocaman tek kulaklı bebeği:
- Ah canım yavrum, bir tanem, sen benim her şeyimsin, diye; öpüp koklamaya başlamış doğurduğu kulaktan ibaret bebeği.
* * *
Başındaki doktor:
- Ne yazık ki sağır da, demiş; hiç bir şeycik duymuyor.
* * *
Fransız İhtilali ile ortaya çıkan “ulus-devlet” modelinin, bir “ucube” olarak doğduğunu görebilenler henüz çok az dünyada.
* * *
“Yer” küresinin 5 kıt’ası üstünde, pıtırak gibi 200’ü aşkın “ulus-devlet” kuruldu.
Sonuç ne oldu?
* * *
Sonuç, 7 milyarlık dünya nüfusunun 4 milyarı yoksul; 1 milyarı da açlık sınırının altında...
* * *
“Ulus-devlet” modeli; “insanların eşit ve özgür doğduğu” gerçeğini, beton bir temel üstüne oturtamadı.
* * *
Oturtamadı, çünkü “devletler”in Hazine’den geçinmeli yönetici kadroları; “aristokratik saltanatlar”ın yerine, kendi bürokratik saltanatlarıyla, -sözde halktan yana- demagogların saltanatını oturttular.
* * *
Şimdi bu dönem aşılmakta...
Avrupa Birliği’nin kuruluşu, Fransız İhtilali’nden çok daha aşamalı bir devrim...
* * *
Artık ülkeler, insanların “yaşam kalitesi” ile “şeffaflık” açısından basamaklandırılmakta.
Ve Türkiye, “şeffaflık” açısından, Finlandiya’nın 56 basamak altında.
İnsanların “yaşam kalitesi” açısından da, dünyada 79’uncu sırada.
* * *
Son 80 yılda resmi arabaların alımına, bakımına, akaryakıtına harcanan milyarlarca dolar da asla kurcalanmıyor; iş ve dış geziler için alınan harcırahların kaç yüz milyar dolar olduğu da; Savunma harcamalarının kaç yüz trilyon doları bulduğu da...
* * *
Küresel ekonomik kriz, boşuna çıkmadı. “Burjuva enternasyonalizmi”nin şatafatlı reklamları da, boşuna kaplamıyor dünya TV’lerinin ekranlarını...
* * *
Fizikçiler sayesinde, hızla gelişen yeni enerji kaynaklarıyla, modern teknoloji; devlet savurganlıklarının azaltılmasına ve milyarlarca yoksul insanın da zenginleşmesine muhtaç...
* * *
Yoksulların da, zenginleştikçe yaratacağı yeni pazarlar açılmadıkça; fabrikalar kapanmakta ve aldıkları kredilerle faizleri de ödeyemediklerinden, bankalar iflas etmekte...
* * *
“Bilim”, “ulus-devlet” modeliyle “politika”nın üstüne doğru yürüyen dev bir silindir...
* * *
Türkiye’nin, kendi uğraş alanında evrensel kalitedeki kadroları çok cılız...
* * *
Sanki “politika”; Dünya’dan ve Çağ’dan kopuk, bir “fanus” içinde oynanmakta...
* * *
Eskiden politikacılar, “ekonomi”nin dizginlerini ellerinde tutmaya çalışırlardı.
Şimdi “evrensel ekonomi”, yerel politikacıları da dize getirmekte.
* * *
Ne “Uzay çağı” ne “burjuva enternasyonalizmi” ile başa çıkma olanağı yok...
Yok ama, kolay değil Hazine’den geçinmeli üst düzey “mevki sahipliği”nin saltanatını da bırakmak...
İster istemez 20-25 yıl sürecek bir çalkantı dönemi, kabartmakta dalgalarını...
* * *
Çağdaş “imajlar” yaratmayla; ne depremler önlenebiliyor, ne iç göçler duruyor, ne Van’da mahalleler arasına kurulmuş “askeri atış poligonları”, neden oldukları çocuk ölümlerini, ciddi bir sorun sayıyor.
* * *
İstanbul’un her semtinde, -nerdeyse kafeterya sayısı kadar- üst kat balkonlarında Prof. yahut Doç. Doktor tabelası var; bir o kadar da diş doktoru...
* * *
Sıram sıram “imajı parlak” hastaneler, adını duymadığımız üniversiteler...
* * *
Hangisi ne kadar evrensel kalitede; insan bilemiyor.
* * *
Alın bakın şaşkalozun bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
* * *
Artık yepyeni bir gözlükle bakmak gerekiyor dünyaya.
Öyle bir gözlükle bakıldığında; enseyi karartmaya da gerek yok.
İNSANLIĞIN, etli şaraplı, kadınlı kahkahalı ortak masalarında, yabancılık çekmeyen bir kimliğe sahip olma dönemi başlıyor...
* * *
Bedeli ise, kendi alanında beyinsel bir merakın zıpzıpıyla oynamak...
* * *
Tüm dünya ülkelerinde, piyanoların nasıl dağıldığını gösteren bir haritayı gerçekleştirmek gibi...
* * *
Beceren becerecek; beceremeyen de, ya göçlere katılacak, ya vatanı kurtarma nutukçuları arasına...
* * *
Bu tür değerlendirmelere, kimsenin kulak astığı pek yok.
Doğal bu da...
* * *
Bir “ucube” olarak doğan, büyükçe bir kulaktan ibaret bebek, üstelik sağır...

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Linkler
    Ekonomi Finans
    Arşiv